Elimi Yüzümü Yıkıyorum, İngilizcesi Ne?
Kayseri’nin o soğuk sabahlarında bazen insan kendini kaybolmuş hissediyor. Her şeyin gri olduğu, zamanın bir türlü geçmediği anlar vardır ya, işte tam o anlardan birindeydim. Sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da bir temizlik yapmam gerekiyordu. Elimi yüzümü yıkıyorum, belki de böyle bir anda, hayatın karmaşasından çıkıp bir nefes alabilmek için ihtiyacım olan tek şey buydu. Peki, bu küçük eylemin İngilizcesi neydi? “I wash my face and hands” mı? Bilmiyorum, o an bu kadar basit bir şeyi bile doğru şekilde çevirememek, kafamın ne kadar karışık olduğunun bir işareti gibiydi.
İçimde bir boşluk vardı, sanki bir şeyler eksikti ama neydi? Ne yapmam gerektiğini bile bilmiyordum. Her şeyin çok hızlı geçtiği, bir günün bir diğerini kovaladığı günlerde, bir şeyleri kaybetmek o kadar kolay ki. Hani, bir zamanlar basit şeylerle mutlu olabilirdin ama şimdi en küçük şeyler bile kaybolmuş hissiyatını yaratıyor. İşte tam o an, o sabah, ben de böyle bir yerin içindeydim. Ve birden, kendimi banyoda buldum, ellerim suyla temas edince, kafamı toparlamak istedim.
O An, Elimi Yüzümü Yıkarken
Gözlerimi yavaşça kapatıp ellerimi suya daldırırken, başımı biraz geriye yasladım. Suyun soğukluğu, derin bir nefes almak gibi geldi. Elimi yüzümü yıkıyorum dedim ama aslında, yüzümdeki bu gri ifadeyi de yıkıyorum. Gözlerimdeki bulanıklığı, kafamdaki sisli düşünceleri yıkıyorum. Kayseri’nin soğuk havası, ellerimi suya sokmamla yavaşça kayboluyordu. Bir an için sanki zaman durdu ve o an, bana derin bir huzur verdi. Hayatın karmaşasından kaçmak o kadar kolay olmasaydı da, bu an bana biraz soluk almak verdi. İçimde kaybolmuş bir şeyleri ararken, belki de sadece biraz sakinleşmem gerekiyordu.
Aynada yansıyan yüzüme bakarken, “I wash my face and hands,” demek istedim, ama ne kadar yabancıydım kendime. Kayseri’nin bu soğuk sabahında, her şeyin gereksiz yere hızla geçtiğini düşündüm. Hani bazen insan kendi içinde kaybolduğunda, dışarıdan bakıldığında her şeyin normal olduğunu görüyorsun, ama o içsel boşluğu kimse göremez. Bu sabah, işte tam o hisse kapıldım.
Bir Yabancı Gibi
O kadar yabancılaştım ki, o an, kaybolmuş bir dil gibi geldi. Elimi yüzümü yıkıyorum, ama hangi kelimelerle anlatabilirim ki kendimi? Kayseri’deki o soğuk banyoda, gözlerim kapalı, sadece suyun sesi vardı. Tıpkı hayat gibi, bir anda her şey soğuk ve durağandı. O an, birden, “I wash my face and hands” diye geçirdim içimden. İngilizcesi bu kadar basitti ama ben o anın içinde kaybolmuş, o kadar karışıktım ki. Kelimelerle çözülmesi gereken bir şey vardı ve o da içimdeki boşluktu.
Bazen insan, ne zaman doğru kelimeleri bulacağını bilemez. Kaybolmuş, karmaşık bir duygu içinde olan ben, o sabah suyu yıkadıkça biraz daha berraklaşıyor gibiydim. Ama o kadar da değil, değil mi? Su, gözlerimden süzüldükçe, aklımda başka bir şeyler vardı. Hayal kırıklığı, kaybolmuş umutlar… Bir şeylerin beni sıkıştırması, bunların hepsi suyun içinde kayboluyordu gibi hissettim. Ama bir yandan da, kaybolmuş bir dil gibi, o an İngilizceyi düşünmem, bir şeyi anlatmaya çalışmam bana acı veriyordu.
Terk Edilmiş Bir Duygu
İşte o an fark ettim: Suyu yıkadıkça, kaybolan bir şeyin peşinden sürükleniyorum. Bu sabahı, bu duyguyu bir türlü tarif edemiyorum. Kayseri’nin sokaklarında yürürken bile, bazen kelimelerin beni ne kadar çaresiz hissettirdiğini fark ediyorum. Elimi yüzümü yıkıyorum, ama kelimelerim, duygularım bir türlü doğru şekilde şekil almıyor. İngilizcesi bile ne kadar basit olsa da, kelimelerin peşinden sürüklendiğimde, her şeyin ne kadar belirsiz olduğunu hissediyorum.
Bir dilde kaybolmuş olmak, insanı bir zamanlar yaşadığı duygulardan uzaklaştırabilir. Ama sabah banyosunda yıkadığım o su, bana bir şey hatırlatıyordu. Belki de basit bir şey, kelimelerden çok daha değerliydi: Duygular… Yavaşça suyun etkisiyle kafamda kırılmaya başlayan düşüncelerimi biraz olsun toplayabiliyordum. Bir şeyleri aramak, bir kelimeyi tam bulamamak, belki de hepimizin içindeki kaybolmuş yönleri anlamaya çalışmamızdı.
“Elimi Yüzümü Yıkıyorum” ve Geleceğe Dönüş
Su soğuktu, gözlerimdeki bulanıklık biraz dağılmaya başladı. Ama kaybolmuş bir şey var mıydı, onu tam bilemiyorum. Elimi yüzümü yıkıyorum derken, aslında biraz da umut ediyordum. Su, sadece fiziksel bir temizlik değil, aynı zamanda içsel bir temizlikti. Kaybolmuş bir dili, kaybolmuş duyguları yeniden keşfetmekti. Belki de bu sabah, sabahı anlamak ve gelecekten daha fazla umut almak için bir adım attım.
Bir dilde kaybolmuş olmanın getirdiği duygularla, Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürümek, her şeyin hızla geçmesinin ne kadar anlamlı olduğunu anlamama yardımcı oldu. Elimi yüzümü yıkıyorum, ama aynı zamanda yaşamı, zamanı ve kelimeleri yeniden keşfetmeye başlıyorum. Kafamdaki sisli düşünceler bir nebze netleşmiş, belki de hayatı biraz daha az karmaşık hale getirmiştim.
Sonuç: Kelimelerle Bütünleşmek
Bazen kelimeler, duyguları açıklamakta yetersiz kalabilir. Ama bazen de, en basit eylemler – örneğin elini yüzünü yıkamak – insanı içsel bir yenilenmeye götürebilir. Kaybolmuş bir dil gibi, bazen kelimeler eksik kalabilir ama önemli olan duygularımızın doğru şekilde ifade bulmasıdır. O sabah, Kayseri’deki o küçük banyoda, sadece suyu değil, bir dili de yıkıyordum. Belki de o an, kendimi yeniden buldum.